20 Mayıs 2011 Cuma

Oyunculuk şahane yalan söyleme sanatıdır



Geniş Aile dizisinde " Domuşuk Sevim " karakteriyle maskülen bir kadını canlandıran ve bu rolde dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Yeşim Ceren Bozoğlu , oyunculuğu yalan söyleme sanatı olarak nitelendirirken " o şahane yalanı söylerken kendi gerçeğinizden bir parça, koyarsanız sahici olursunuz " diyor .
Yeditepe İstanbul ' un hüzünlü Nilgün ' ü , " Doktorlar ' ın Gestapo ' su , rekor kıran komedi " Geniş Aile " nin Domuşuk Sevim'i... Hepsinden önce Türkiye ' de oyunculuk mesleğini ciddiye alan , işini aşkla yapan genç bir sanatçı : Yeşim Ceren Bozoğlu . Macar asıllı bir ailenin kızı olan Bozoğlu , " Meleğin Düşüşü " , " Polis " , " Kirpi " gibi çok sayıda başarılı sinema filminde , dizide rol aldı . Ancak şüphesiz Geniş Aile ' deki rolüyle artık çok daha popüler . En büyük hayali bir oyunculuk okulu açmak olan sanatçı , geçtiğimiz ekim ayında oyunculuk deneyimlerini ve eğitimini anlattığı " Dersimiz Oyunculuk " adlı bir kitaba da imza attı . Halen Duru Tiyatro ' da oyunculuk dersleri veren başarılı oyuncudan . Geniş Aile ' nin yüksek reyting ' lerinin sımnı ve yeni projelerini anlatmasını isterken , oyuncuğa dair tüyolar almayı ihmal etmedik . . .
Türkiye ' de ayali paşah , vurdulu kırdılı diziler daha kolay yakalıyor . Komedilere pek pas verilmezken " Geniş Aile ' nin izlenme rekorları kırmasını neye bağlıyorsunuz ?
Öncelikle senaryoya bağlıyorum . Eğer okuduğunuz senaryo sizi güldürüyorsa , yani senaryoda bir komedi matematiği varsa , o zaman o işin başarılı olma şansı çok yüksek . İkinci olarak elbette ki doğru kasta bağlıyorum . Çünkü komedi oyunculuğu dizilerde de herkesin başarabileceği bir durum değil maalesef . Dizilerde herkes oyunculuk yapabilir ama herkes komedi oynayamaz . Üçüncü sırada da doğru reji ve doğru yapım hamleleri geliyor . Çünkü Geniş Aile ' nin içerisinde bütün bu saydığımız adımların yanı sıra o mahallenin sıcaklığı , o atmosferin getirdiği bir sürü özellik , kasta yeni giren her konuk oyuncunun çok özenli seçilmesi gibi faktörler de çok etkili . Geniş Aile gerçekten bir aile ve ekip işi olduğu için izleyiciye o eski Yeşilcam filmlerindeki tadı biraz daha hızlı ve daha ritmik bir komedi anlayışıyla yansıtıyor .
Peki , çekim esnasında doğaçlama birtakım diyaloglar gelişiyor mu? Senaryoya bağlı mı kalıyorsunuz ? Gelişmez mi . . . Dediğim gibi senaryonun bir komedi matematiği var, onun üzerine özellikle başroller arasında ciddi bir paslaşma oluyor . Bir süre sonra iş Ömer hocaya ( yönetmenimiz Ömer Uğur ' a ) çaktırmadan senaryoyu bir yandan oynayıp bir yandan karşı tarafı şaşırtmak ve güldürmek üzerinden bir şeye dönüşüyor . Mesela Domuşuk Sevim karakterinin " aşkitom " u ve " gerizekalı ' sı doğaçlamadan çıkan repliklerdi . Bu da sanıyorum ki , başka bir heyecan getiriyor senaryoya .
Aniden ortaya çıkan replikler , doğaçlama oyun ekipte nasıl bir tepki yaratıyor ?
Çok başarılı sahneler , birçok kez , ekibin gülmesi yüzünden tekrar tekrar çekilmek durumunda kalıyor . Biz de zaman zaman karşımızdaki oyuncu arkadaşımızın oyununa dağılıp gülebiliyoruz . O nedenle sete gelip oynarken gülmemeyi başarmak da ayn bir meziyet . Çünkü zaman zaman çok zor olabiliyor bu .
Türkiye ' de komedi işlerine nasıl bakıyorsunuz , neleri beğeniyorsunuz?
Ben hala Gülse Birsel ' in yazdığı gazete yazılarını bile okurken hakikaten kahkaha atabiliyorum . Elbette ki Uykusuz ' da . Penguen ' de , gerçek mizahçı olan insanların yazdığı şeylere çok gülüyorum . Ancak bunu televizyon dizisi formatmda yazabilmek ve o karikatürdeki anında güldürme becerisini bir senaryo matematiği içine oturtmak çok zor bir şey . O yüzden de Gülse Birsel gibi , Cüneyt İnay gibi senaristler olduğu müddetçe çok gülüyorsunuz . En son " Eyvah Eyvah 2 " ye çok güldüm . Ata ' nın senaryosunu ve oyunculukları çok başarılı buldum . Avrupa Yakası ve Geniş Aile şöyle bir şey yaptı galiba . Bundan on sene önce bir dakikada bir kere gülmek bizi tatmin ediyordu . Şimdi ise bir dakikada altı kere gülmediğimiz zaman o işi komedi anlamında başarılı bulmamaya başladık . Tabi günlük hayatın stresi ve sıkıntıları arttıkça komediden beklenti de artıyor .
Sinema , tiyatro ve televizyonda deneyimli bir oyuncu olarak size bu üç farklı alanda oyunculuk ne ifade ediyor?
Yüzyıllardır söylenen bir gerçek var : Tiyatro bu işin ana kaynağı . Antik Yunan öncesinden başlayan bir hikâye anlatma geleneği . Aslında üçü de hikâye anlatır . Ancak sinema ve televizyon dizilerinde vasat bir yeteneği veya durumu , insanlara şahaneymiş gibi gösterebilirsiniz . Tiyatroda ise seyirciyle oyuncu aynı anda nefes alıp verdiği , aynı ortamı paylaştığı için , gerçek ile sahte olan . başarılı ile başarısız olan ayırt edilir . Dolayısıyla da bütün ustalarımız tiyatroya ' er meydanı ' der . Ancak oyunculuk tekniği açısından artık bir ayrım olduğunu düşünmüyorum . Üçünde de önemli olan sahici olabilmek . Oyunculuk , şahane yalan söyleme sanatıdır . Ama o şahane yalanı söylerken kendi gerçeğinizden bir parça koyarsanız sahici olursunuz . Bu , sadece teknik olarak oyunculuk çalışmakla sağlanamaz . Bunun için ruhunuzu temiz , tutmanız, empati duygunuzun yüksek olması , hayatı ve insanları incelemeniz gerekiyor . Ancak bütün bunları gerçekleştirip işinize yansıttığınızda başarılı oluyorsunuz . Şu anda Domuşuk Sevini diye oynadığım karakter son derece abartılı , karikatürize olan bir tip . Onu sahici bir duyguyla ve insanların özdeşleşeceği bir yerden oynamasam Sevim , Türk aile kızı sevgisini görmezdi sokaktan . Şimdi dışarıda karşılaştığım insanlar . Yeşim ' e Domuşuk Sevim ' den ötürü bir başka sevgiyle , gerçekten ailelerinin kızı gibi davranıyorlar . Yine Yeditepe İstanbul ' da oynarken , Nilgün karakterinden dolayı sokakta karşılaştığım insanlar : " Kızım , ne olacak senin bu hüzünlü halin , seni de bir türlü everemedik " diye yaklaşıyorlardı . Bu benim için büyük bir lüks . Bu da bütün ömrünüzü , ruhunuzu bu işe vakfetmekten ve çok disiplinli bir şekilde sürekli çalışıp üretmekten geçiyor . Yoksa İstanbul çok yetenekli olan ama diğer gereklilikleri yerine getirememiş , harcanmış bir sürü arkadaşla dolu .
Oyunculuk koçluğuna devam ediyor musunuz?
Hayır , etmiyorum , çünkü öyle bir vaktim yok . Oyuncu koçluğu dediğimiz şey çok ciddi bir mesai . O vakti artık sadece İstanbul " da bana ulaşabilen insanlara değil . Anadolu ' da da bu mesleği yapmak isteyen insanların bilinci daha yükselsin diye , bu işin sektörel ve teknik anlamdaki gerekliliklerinden haberdar olsunlar diye kitap yazmaya veya konservatuvara hazırlanan arkadaşlara ayırıyorum . Tek kişiye harcanan emeğin artık çok lüks olduğunu düşünüyorum . Birinci baskı tükenmek üzere , çoğu yerde bulunmuyor . İnternetten sipariş edilebiliyor ve ikinci baskıya hazırlanıyor . Yani ilgiden son derece memnunum . Kitabı yazmaktaki amacım , büyük şehirlerin haricinde oyunculuk mesleğiyle ilgilenen ve bu mesleğe aşk duyan insanların ne yapmaları gerektiği konusunda , hem sektör hem de oyunculuk teknikleri anlamında kendi öğrenciliğimi paylaşmaktı . O kitap " Ben nasıl başardım ? " ! anlatırken bir yandan da kaç bin kere başarısız olduğumu , kaç kere kendime olan inancımı , güvenimi yitirdiğimi , sıfırdan başladığımı anlatıyor . Bunu da olabilecek en doğru duruşla , hayatın içinde kendimi , ruhumu temiz tutarak nasıl yaptığımı , şimdiki aklım olsa zorlukların üstesinden nasıl gelebileceğimi anlatan bir kitap . İnsanlar kitabı okuduktan sonra çıkacakları yolu çok daha net gördüklerini ve çok da umutlu olduklarını söylüyorlar . O yüzden amaçladığım etkiyi yarattığını düşünüyorum .
Seyahat eder misiniz?
Seyahatlerim dizi programının elverdiği ölçüde gerçekleşiyor . Daha çok söyleşilere gidiyorum ve festivalleri takip etmeye çalışıyorum . Yakın zamanda Kıbrıs ' ta bir ödül aldık , oraya gittik . Geçen sene Berlin Film Festivali * ne gittik . Festivalleri çok önemsiyorum . Özellikle film festivalle rinde , tiyatro festivallerinde olmanın bu meslekle ilgilenen bütün insanlara başka bir bakış açısı ve vizyon getirdiğini düşünüyorum .
Yeni projeleriniz var mı?
Vizyona girecek iki tane filmim var . Ozan Aksungur ' un yönettiği , Halit Ergenç ve Lale Mansur ' la oynadığım " Misafir " adlı filmin vizyona girmesini ve Berlin Film Festivali ' nden cevap gelmesini bekliyoruz , inşallah ön elemeyi geçerse yarışacak . Onun dışında da İsmail Güneş ' in çektiği , Hakan Karahan ' la başrolünü oynadığımız " Ateşin Düştüğü Yer " adlı filmimizin de son üç günlük bir kar çekimi var , kar yağmasını bekliyoruz ( gülüyor ) . O da inşallah yine ön elemeyi geçerse Cannes ' a gidecek . Sonrasında da vizyon yapacaklar . Heyecanla bekliyoruz .

Hiç yorum yok: