

'Geniş Aile' dizisinin eli coplu Sevim'i Yeşim Ceren Bozoğlu, insanların mutlu olma hallerini sevdiği için oyunculuk yaptığını söylüyor.
Soyu Sadrazam Çorlulu Ali Paşa'ya uzanan Bozoğlu, "Özgüvenim, şahane özgüvensizliğimden kaynaklanıyor. Sahnelerin kraliçesiyim, en iyi olmadığım yerde durmam." diyor.
Evde bir kadın bir şey söyledi mi, erkekler hemen yelken indirir
Çocukluğunuza bir ip sarkıtalım önce. Oyunculuk adına ilk tuttuğun ve 'ben oyuncu olacağım' dediğiniz olay neydi?
Bir Amerikan filmi seyretmiştim, orada kadının havalı şekilde 'Kapıyı kapatın' gibi bir işaret yapması etkilemişti. Bir de ilkokulda okuma bayramında bir öğretmenimiz Brecht'in meşhur oyununun suyunun suyu bir oyunu oynatmıştı. Çok istiyordum oynamayı ve metni okurken hüngür hüngür ağladım. Rolü kaptım. (Gülüşmeler)
Oyuncu bir çocuktunuz yani?
Sosyopat denilecek kadar içine kapalı bir çocuktum aslında. Sülalenin o döneme kadarki tek kız çocuğuydum. İki abim beni aralarına almıyordu. O yüzden de bir şekilde ilgiyi çekmek gerekiyordu. Çekine çekine, alkış geldikçe devam ettirerek...
Maskaralık yani? (Gülüşmeler)
Maskara demeyelim ona. İlla m'den gideceksek maskotu tercih ederim. Kıyamazdınız o halimi görseniz! Saçlarım ince diye kazıtılmış bir halde.
Yetiştirme yurdu öğrencisi gibi?
Aynen, hafif bir küçük besleme durumu...
İki abi ile büyümek, oynadığınız maskülen rollere zemin mi hazırladı?
Okul dönemine kadar evet, onlarla yarış vardı. Ağaçların tepeleri, kaleci bulamazlarsa kaleye geçme durumu filan. Okula başlayıp da taklit yeteneğimi geliştirince onlar beni seyretmeye başladı.
Nasıl bir anne baba?
Ailem sanayici ve günde 12-14 saat çalışırlar. Edebiyatla, müzikle, sanatla iç içedirler. Evimizde her daim yangında ilk kurtarılacak resimler ve kitaplardır. Çünkü büyük dedem Celal Yetkin ressamdı ve onun yağlıboya koleksiyonu vardır evde. Masal niyetine Pablo Neruda okurdum.
Ee size oyunculuk dışında ne kaldı peki?
Resim yapıyorum, edebiyatla ilgim de hayatta sıkıştığım noktada oluyor. Oyunculukla ilgili bir kitap yazıyorum. Resim ve edebiyattan aldığım fonlar insanın oyunculukta durduğu yeri belirliyor.
Bir yanda Pablo Neruda, diğer yanda Kemalettin Tuğcu var hayatınızda...
Kemalettin Tuğcu da beni mahveder. Bağdat Caddesi'nde 7-8 yaşında o hikâyelerden etkilenip, kapıcının kızının elbisesini giyerek bütün esnafı dolaştım. Kahramanları canlandırıyordum ve hepsi bana inandı! Bu bana sekiz ay abisiz ve annesiz dışarıya çıkamamaya mal oldu. Çünkü annemle beraber dışarı çıktığımızda kadıncağız aklını oynatıyordu. Elinden tuttuğu kız çocuğunun adını her dükkânda farklı biliyorlardı. (Gülüşmeler)
Sizi evlat edinmeye çalışan olmadı mı?
Olmadı Allah'a şükür. Bağdat Caddesi esnafı o kadar insaflı değilmiş! (Gülüşmeler) Ama gazoz ısmarlatmışlığım, gofret aldırmışlığım vardır. Derslerden kaçıp tiyatro provasına girmek için şahane mide ağrısı taklidi yapardım. Ciddi bir mide problemim olduğunu zannetmeye başlamışlardı.
Küçüklükten beri bakışların sürekli üzerinizde olması nasıl hissettiriyor sizi?
Mutlu... Ruhsal bir teşhircilik durumu olduğu aşikâr! Herkesin bunu bulma noktasında başka yöntemleri vardır, benimkisi oyunculuk.
Aile şefkatsizliği mi vardı ki oyuna sarıldınız?
Yok o değil de, insanların mutlu olma hallerini çok seviyorum. Normal hayattan çok sıkılıyorum. Her şeyin rutinde olduğu, insanın var olanla idare ettiği yerden hoşlanmıyorum. Heyecanı ve adrenalini artırmak için kendi enerjimi kullanıyorum.
Rahatsızsınız yani!
Maskaradan sonra iki oldu bu! (Gülüşmeler) Son derece rahatım, çünkü yapabiliyorum. Ruhen tatmin olamamış sanatçı çok rahatsız oluyor bence. Kişisel rahatsızlığı sanat zannetmek bizatihi salaklıktır yani! Dünyadaki hiçbir oyuncu, senarist bizim gibi 28 saat uykusuz çalışmıyor. Bizdeki durum acı çekip bir şeylerin bedelini ödedikten sonra bir şeyi hak etme bilgisiyle ilgili.
Sadrazam torunusunuz ya, sahnelerin kraliçesi olmak gibi bir arzunuz mu var?
Aaa ben zaten öyleyim. Oranın en iyisi değilsem zaten oynamam. Yaptığım işin nasıl yapıldığını ve evrensel anlamda kriterlerini çok iyi biliyorum.
Nereden geliyor bu multiözgüven?
Şahane özgüvensizliğimden kaynaklanıyor. Kendimi değil ama yaşadığım hayatı çok ciddiye alıyorum. Evrensel olarak baktığınızda bir karınca ile aramda zerre kadar fark yok. Ama yaşadığım hayatın içinde durmakla ilgili yaptığım her seçimin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Annemin karnından olağanüstü bir star olarak doğmadım. O yüzden deli gibi çalışıyorum.
Bu ne ukalalık diyenler çıkacaktır ama?
Sözlüklerde var bu tarz eleştiriler, ama oranı ilgilendiriyor beni. Onları ciddiye alırsam 'Senin yerin Hollywood' diyenleri de ciddiye alıp hiçbir şey yapmamam lazım. İşimle ilgili, kalp kırmayla, durduğu yerle ilgili makul eleştirileri ciddiye alırım.
12 sinema, 15 dizi filminde rol almış biri olarak 'dünya tersine dönse vazgeçmem' dediğiniz ne vardır?
Oyunculuk! Oyunculuk olmasa çok sıkılırım yani. Görevini tamamlayamamış anti kahraman olurum o zaman, kahraman olmak varken!
Eşiniz ne diyor bu yoğun tempoya?
Valla gayet memnun. Ben mutlu olduğum işi yaptığım için...
Siz mutlusunuz diye, niye o da mutlu olmak zorunda ki?
Onun kişisel tercihi mutlu olmam üzerine. Bir kadın kendini mutlu etmeyi becerdikten sonra ancak bir erkeği mutlu edebilir bence.
Kadınlar genelde her şeyden hoşnutsuzmuş gibi ama. Ne mutlu eder kadınları?
Aşk, ilgi, şefkat ve sürpriz mutlu eder. Erkeklerin çoğunun sürpriz sevdiğini düşünmüyorum. Erkekler kendilerini güvende hissetmekten daha çok hoşlanıyorlar. Bize göre daha kolay mutlu oluyorlar, bizim ekstra bir sürpriz ve kahramanlık beklentimiz oluyor. Gökyüzüne zeplinle adımı yazsın demiyorum, buzdolabının üzerine küçük bir not yazmak kadar basit şeyler dediğim. Kadınların temel derdi şu; 'yan yana değilken beni düşündüğünü bilmek ve beni düşünürken de bir çaba sarf ettiğini görmek.' Bunu yaptığınız zaman o kadın bulutların üstündedir yani.s.zengin@zaman.com.tr
***
Oyunculuk kostümle kendini pazarlama sanatı değildir
Sadrazam Çorlulu Ali Paşa büyük dedeniz, Devrim Arabaları'nın mucidi Emin Bozoğlu da dedeniz. Bütün bunları düşününce 'Ya acaba ben daha iyi yerlerde, ne bileyim saraylarda olmalıyım' hissi uyanıyor mu? Benim öyle dedem olsa komaya girerdim kesin! (Gülüşmeler)
Benim yaşadığım her yer, benimle yaşayana saraydır. Ben insanın sarayını kendi içinde taşıması gerektiğine inanıyorum. İçimde de şahane saraylar var. Kendime benzeyen hiç kimseyi oynamadım, inşallah da oynamam.
Ne o! Kendinizi sevmekten vaz mı geçtiniz?
Kendime bayılıyorum canım, şahaneyim ben. (Gülüşmeler) Küçük Emrah tadı yok bende. Oyunculuk başka bir karakter yaratma sanatıdır. Kostümü alıp kendini pazarlama sanatı değildir. Zaten çoğunlukla öyle oluyor.
Beyazıt'taki Çorlulu Ali Paşa Medresesi'ne gittiniz mi hiç?
Hayır gitmedim.
Haydaa, insan bir görmeye gider dedesinin medresesine ya?
Vaktim olunca gideceğim bir ara, söz ya... Topkapı filan bizim aslında, çocuklara verdik, Konyalı'yı işletiyorlar, bir yemek ısmarlayayım size. (Gülüşmeler)
Kendinizi Cihangir Cumhuriyeti'nden mi görüyorsunuz, Osmanlı Devleti'nden mi?
Ben kendimi oyunculuk gezegeninden görüyorum. Küçük Prens'in gezegeni bakış açısı. Eğlenceli bir gezegen, arada bir Cihangir ile gerilla temaslarımız oluyor, zaman zaman Osmanlı Cumhuriyeti ile de oluyor.
***
Çocuğum olursa karavanda büyütürüm
Geniş Aile'deki Ulvi karakterinde biriyle yaşayabilir misiniz?
Hayır karakterlerimiz farklı. Ezik insanlarla gönül ilişkisinden çok hoşlanmam, şartlar eşit olmalı.
Maskülen rollerde oynamak günlük hayattaki tutumlarınıza yansıyor mu?
Asla! O zaman şizofren olmam gerekir. Onun sonu Kösem Sultan'ı oynayıp kendini Kösem Sultan zannetmektir.
Dizideki gibi sert biri değilsiniz sanırım, çiçek filan yetiştirdiğinize göre?
Nereden biliyorsunuz ya? Sardunyalarım var çok renklidir. Organik tarım yapmayı çok istiyorum.
Erkekler sizin gibi sert kadınlardan korkmazlar mı?
Korktuklarını sanmıyorum. Biz ataerkil gibi gözüken ama anaerkil bir toplumuz. Evde anneler bir şey söylediği anda çoğu baba yelkenleri indirir. Kadınların toplumu değiştirip dönüştürdüğü yerden gayet memnunuz ki bunun doğru bir rol dağılımı olduğunu düşünüyorum.
Hamarat mısınız?
Pilavda iyi olduğum söylenir. Çok komik olacak ama puf böreği yapıyorum, anneannemden öğrendim. Portakallı risotto filan demek isterdim ama... (Gülüşmeler)
Diyetle aranız nasıl?
Ciddi bir rahatsızlık geçirip 55'ten 95'e kadar çıktım ama artık sağlıklı beslenme konusunda son derece özenliyim. Sekiz öğün yiyorum.
Anne olmayı düşünmüyor musunuz?
Düşünüyorum. İlkin bir oğlum olsun isterim, ne yalan söyleyeyim. Muhtemelen çocuğum olduğunda bir karavan alacağım ve günün 24 saati benimle olacak. Benim için aile çok önemli, çünkü karakterinizi belirleyen en önemli etken aile... Aile faktörünün bizde hala dejenere olmaması bu ülkenin en kıymetli hazinelerinden biridir. Biz Allah'a şükür o kadar yabancılaşmadık. ZAMAN
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=940683&title=dikkat-bu-kiz-sadrazam-torunu&haberSayfa=0
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder